9 Ocak 2012 Pazartesi

Dönüş

Henry'e hayranlığım 1998 yazında Dünya Kupası'nda başladı.Fransa takımındaki o genç adam hızıyla vuruş stiliyle o sene tuttuğum Fransa'nın grup maçlarında öne çıkan futbolcusuydu.Daha sonraki dönem kısa süren Juventus, Arsenal transferi, Uefa finalinde Galatasaray maçında kaçırdığı(Taffarel'in kurtardığı diyelim) pozisyondan sonra sevgim biraz daha arttı aslında Henry'e.

En son 7 Mart 2007'de çıktığı Emirates Stadyum'una bu akşam tekrar adım attığında birşeyler yapacağı yine konuşulacağı belliydi aslında.Çünkü futbol hep sevmiştir böyle olayları.Henry ve Arsenal'in birbirine olan yarım kalmış aşkları tekrar böyle başlamalıydı.Attığı golle turun gelmesi bir yana, oyun içinde ne kadar etkin olduğunu, arkadaşlarına oyun yönünü değiştirmelerini söyleyecek kadar takıma sahiplenen ve Arsenal'le nasıl bir uyum içinde olduğunu gösteren bir Henry vardı sahada.Golden sonraki sevinci ve Wenger'e koşup sarılması ise onun bile ne kadar heyecanlı olduğunun göstergesiydi aslında.



2 sene önce İrlanda'yı Dünya Kupası dışına iten ve Henry'e hiç yakışmayan elle atılan gol olayından sonra Avrupa'dan uzaklaşıp Amerika'ya kadar uzanan futbol yaşamı bakalım kontrat süresi olan 2 aydan fazla sürebilecek mi kendi kıtasında?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder